Bebek ve Çocuk Hastalık

BEBEK SAĞLIĞI

Her çocuk DEĞERLİ VE ÖZELDİR.

Sağlıkla Birlikte Büyütelim...


Bebeklik ve Çocuklukta Karşılaşılabilecek Olası Sorunlar ve Hastalıklar

Alerji

Alerji, aslında zararsız olan bir etkeni, vücudun yabancı ve tehlikeli bir madde olarak algılaması ve buna tepki vermesidir. Alerjen olarak adlandırdığımız bu maddeler ile (ev tozu akarları, polenler, besinler vb) normal insanlar karşılaştığında herhangi bir problem yaşamaz iken, alerjik kişiler bu alerjenleri kendine “tehdit” olarak algılayıp tepki gösterirler. Sonucunda da vücudumuzun farklı organlarında alerjik bulgular ortaya çıkar.

Alerjik rinit burnun, alerjik konjunktivit gözün, alerjik astım alt solunum yollarının ve ürtiker (kurdeşen, dabaz) ya da egzema derinin etkilenmesi ile ortaya çıkan alerjik hastalıklardır. Ayrıca besin, ilaç ve böcek alerjileri ile de sık karşılaşılabilir.

Alerjik hastalıklar çoğunlukla kendini aşağıdaki belirtiler ile gösterir:

  • Ciltte kaşıntı
  • Ciltte kızarıklık, kabarma ve şişlik
  • Egzema
  • Tekrarlayan kuru öksürük ve hapşırık
  • Nefes darlığı
  • Hırıltılı nefes alma
  • Burun akıntısı, kaşıntı ve tıkanıklık
  • Gözlerin yaşarması, kızarması ve kaşınması
  • Karın ağrısı
  • İshal, kusma
  • Gaitada kan ya da mukus varlığı

İdrar Kaçırma

İdrar kaçırma, çocukluk döneminde çok sık rastlanan bir durumdur. Çocuklarda alt ıslatma, yalnızca gece ya da hem gece hem de gündüz şeklinde görülebilmektedir. Sağlıklı çocuklarda gündüzleri idrar kontrolü 2-4 yaş arasında sağlanabilirken, gece idrar tutma kabiliyeti 3-5 yaş aralığında başlamaktadır. 5 yaşındaki çocukların %15’i, 15 yaşındaki çocukların ise %1’i gece idrar kaçırmaktadır. Gece idrar kaçıran çocukların bir kısmında yaş ilerledikçe şikayetler kendiliğinden azalarak ortadan kalkar.

Çocukların dört-beş yaşına kadar, gece altını ıslatmaları normaldir. Bundan sonra da gece altını ıslatmaları sürerse nedenini araştırmak gerekir. Bir doktora başvurarak doğuştan bozukluk ya da idrar yollarında iltihap gibi bir hastalık olup olmadığı araştırılmalıdır. Tuvalet eğitiminde hatalı tutumlar, tuvalet eğitimine erken başlanması ve çocuğun başarısızlığı, çocuğun idrar kaçırmasına aşırı tepki gösterilmesi, yeni bir kardeşin doğması, çocuğun ilgiyi tekrar üzerine toplayabilmek için kardeşine özenerek altını ıslatmasına neden olabilir. Hastaneye yatma, anneden ayrılma, yuva veya okuldaki stresler de gece altını ıslatma nedenlerindendir.

Alerjik rinitli hastalarda başlıca belirtiler; art arda hapşırma, burun-boğazda sulu akıntı–kaşıntı ve burun tıkanıklığıdır. Hastaların bir kısmında gözlerde sulanma ve kaşıntı ile karakterize konjunktivit tablosu gelişir. Neden olan alerjenler çoğunlukla ev içinde küf mantarları ve akarlar, ev dışında ise polenlerdir. 

Alerjik hastalıklarda çocuğun alerjiye neden olan etkenlerden uzaklaştırılması önemlidir. Örneğin polen sezonunun yoğun olduğu bahar aylarında dışarıda daha az vakit geçirebilirsiniz.

Çocuğun yaşam alanında bulunan halılar alerji, hijyen ve temizlik açısından çok uygun değildir. Ahşap veya mantar parkeler hem sıcaklık, hem yumuşaklık hem de hijyen açısından daha kullanışlıdır. Oyuncakların zehirli kimyasallar içermemesine dikkat edilmelidir. Alerjik astımı olan çocuklar için tüylü oyuncaklar uygun değildir. Çocuğun bulunduğu ortamda asla sigara içilmemelidir. Bu önlemlerin sürekli olması yaşam alanınızı buna göre düzenlenmesi gerektiği unutulmamalıdır. Çocuğun odasında yağlı boya yerine çabuk kuruyan, koku bırakmayan ve bakteri barındırmayan su bazlı boyalar kullanılmalıdır.

Bunun dışında ilaç kullanılması da gerekebilir. Bunun için doktorunuza başvurun. Doktorunuzun önerileri doğrultusunda korunma önlemlerine uyulması ile başarı sağlanabilir.

Yenidoğanda Konak

Bebeklerde sık görülen cilt problemlerinden biri de konak oluşumudur. Kafa derisinde oluşan kepek benzeri bu sarı kabuklar, bir hijyen problemine işaret etmez, kafa derisi daha yağlı olan bebeklerde görülür. Vücutta başka kızarık ve kabuklanmalar eşlik etmiyorsa zararsızdır. Konak, zeytinyağı ile yumuşak tutulduğu, el veya tarak ile kaldırılmadığı sürece bebeğe rahatsızlık ve ağrı vermez. Genelde kendi kendine dökülür. Banyo öncesi yağ ile yumuşak bir masaj uygulayarak dökülmesi kolaylaştırılabilir.

Yenidoğanda İsilik

Sıcak yaz aylarında çoğunlukla bebek ve küçük çocuklarda, cilt üzerinde yaygın bir şekilde görülen, kırmızı ya da pembe renkte oluşan kabartılardır. Genellikle döküntülü hastalık belirtileriyle karıştırılan isilik (miliaria) korkulacak bir hastalık değildir.

Bebek cildinin hassas olması, gereksiz kalın, dar ve sentetik kumaşlardan üretilen kıyafetlerin giydirilmesi, bezinin yeterli sıklıkta değiştirilmemesi ve bebeğin yeteri kadar yıkanmaması da isiliği tetikleyen faktörler arasındadır.

Bebeklere ılık su ile sık duş aldırmak, terletmeyecek pamuklu ve ince kıyafetler giydirmek, terli kıyafetlerini sık sık değiştirmek var olan isiliğin gerilemesini sağlar. Ancak kaşıntı, yanma ve diğer şikayetlerin sürmesi ve artması durumunda ya da enfeksiyon varlığında, doktora başvurulmalıdır.

İshal

Küçük Çocuklarda İshal

İshal, dışkının normalden daha fazla su içermesiyle oluşur, sulu dışkılama olarak da adlandırılır. Özellikle 6 ay 2 yaş arasında olmak üzere çocuklarda sık görülür. 6 aydan küçük bebeklerde, özellikle inek sütü ya da mama ile besleniyorlarsa daha sıktır. Normal dışkının sık çıkarılması, ishal değildir. Bir gün içinde çıkarılan dışkı sayısı beslenme biçimi ve çocuğun yaşıyla ilişkilidir. Çoğunlukla 24 saatte üç ya da daha fazla sayıda sulu dışkılama ishal olarak nitelenir. Anne sütü alan bebeğin sık ve sulu dışkılaması ishal değildir. Emziren bir anne, dışkının her zamankinden daha sık ve sulu olmasıyla ishali tanıyabilir.

Mide ve bağırsaktaki bir enfeksiyondan kaynaklanabilecek ishal hastalığı, bebekte halsizlik ve kilo kaybı gibi etkilere sebep olur. Özellikle ishalle birlikte kusma da varsa bu etkiler bebeğinin iyileşmesini geciktirebilir.

Bebeğinizde ishal varsa doktora gitmeniz gerekir. İshal tedavisinde temel amaç kaybedilen sıvının yerine konmasıdır. Küçük çocuklar sıvı kaybına çok duyarlıdır. İshal olan çocuğun anne sütü alıyorsa sık emzirilmesi gereklidir.

İshalden Korunma İçin Neler Yapılmalıdır?

Temizlik: yemek hazırlanmadan ve yedirilmeden önce mutlaka eller yıkanmalıdır. Kullanılan mutfak malzemeleri, tabak ve bardaklar temiz olmalıdır.

Çiğ ve pişmiş olanın ayrılması: çiğ ve pişmiş besinler hazırlanırken farklı kap ve araçlar kullanılmalıdır. Meyve ve sebzeler çiğ yenecekse bol suyla yıkanmalı, mümkünse soyularak tüketilmelidir.

İyi pişirme: yiyeceklerin güvenle tüketilmesi için pişirme sıcaklığının en az 70-75˚C’ye ulaşması gerekir. Özellikle et, tavuk, balık, yumurta gibi yiyecekler iyi pişirilmelidir.

Gıdaların uygun sıcaklıklarda saklanması: besinler az miktarlarda hazırlanmalı, taze tüketilmelidir. Bu mümkün değilse bir sonraki öğüne kadar 10°C’nin altında saklanmalıdır. Buzdolabında ise 3 günden fazla bekletilmemelidir.

Güvenli su: temiz su için suların kaynatılması önerilir.

Besin Alerjisi Nedir, Belirtileri Nelerdir?

Çocuklarda inek sütü, yumurta akı, fındık, fıstık, ceviz gibi bazı besinler yapıları gereği alerjiye neden olabilirken; hazır gıdalara katılan tatlandırıcı, renklendirici, kıvam verici ya da koruyucular da alerjik reaksiyona yol açabilmektedir. Çocuklarda artan besin alerjilerinin nedeni de bu katkı maddelerine karşı oluşan reaksiyonlar olarak kabul edilir.

Alerji belirtileri, alerjen alındıktan sonraki ilk dakikalarda veya 1-2 saat sonra ortaya çıkabilir. Nadiren de olsa 72 saate kadar vücut tepki verebiliyor. Besin alerjileri; deri döküntüleri, makat bölgesinde kızarıklık, dudaklarda morarma, solunum sıkıntısı, astım tarzında hışıltı veya mide bağırsak belirtileri ile kendini gösterebilir.

En Çok Besin Alerjisine Neden Olan Gıdalar Nelerdir?

Bebeklerde en sık inek sütü alerjisi görülür. Ancak bu alerji genellikle 2-3 yaşlarında kendiliğinden kaybolur. 1 yaşından önce bebeklere inek sütü verilmemelidir. Unutmayın bebeğiniz için en iyisi annesinin sütüdür.

Yumurta alerjisi ise özellikle bebeklikte ve erken çocukluk döneminde yaygın olarak görülür. Yıllar içerisinde etkisi azalarak yetişkinlik döneminde tamamen kaybolur. Yumurta alerjisinde egzama veya kaşıntı, deri ve göz lezyonları görülme sıklığı diğer besin alerjilerine göre daha fazla olur. Yaygın kızarıklık, hırıltılı solunum, kusma ve ishal ile kendini belli eden yumurta alerjisi, özellikle bebeklerde egzamanın en önemli nedeni olarak kabul edilir.

Bunların yanı sıra, soya, yerfıstığı, deniz ürünleri, buğday ve diğer hububatlar, tahin, susam, domates, kakao, çilek, muz, portakal, yulaf, arpa, çavdar gibi yiyecekler de alerjiye en fazla yol açan besinler arasında yer alır. Çilek ve domates, kimyasal bir madde olan histamin içermesinden dolayı alerji benzeri tepkilere yol açabilir.

Bebeğin bir besine alerjisi olup olmadığını anlamak için ek besinlere başlanırken çok dikkatli olunması gerekmektedir. Yeni başlanan besinlerin az verilmesi ve reaksiyonların gözlenmesi önem taşır. Annelerin her bir gıdayı en az 3 gün tek başına denemesi, her gün kaşık kaşık artırması, ek besinlere başlarken önce yoğurt, meyve -sebze püreleri ve tahılları az az denemesi gerekmektedir. Bunların yanı sıra yumurta akına 1 yaşından önce başlanmaması, peynir ve daha sonra da yumurtanın dikkatlice ve yavaş yavaş artırılarak verilmesi önerilmektedir. Ek besinlere erken başlanması da başlı başına bir alerji sebebidir. Bu nedenle bebeklerde 6. aydan önce ek besinlere başlanmamalıdır

Yenidoğan Bebekte Göbek Fıtığı ve Kasık Fıtığı

Yenidoğan Bebekte Göbek Fıtığı

Bebeğin bağırsaklarının kese içinde göbek deliğine yakın bir yerden şişlik oluşturacak şekilde görünmesiyle anlaşılır. Özellikle öksürdüğü, ağladığı sırada daha belirgin hale gelebilir.

Kasık fıtığından farklı olarak göbek fıtığı, bebek 1 yaşına gelene kadar kendiliğinden düzelebilir. Düzelmediği durumda ise sonraki dönemlerde başka sorunlara yol açmaması için ameliyat edilmesi tercih edilebilir.

Yenidoğan Bebekte Kasık Fıtığı

Bebeğin alt karın duvarındaki bir sorun sebebiyle bağırsakların, kese içinde alt karın ya da kasık bölgesinde şişlik oluşturacak şekilde görünmesiyle anlaşılır. Özellikle öksürdüğü, ağladığı sırada daha belirgin hale gelebilir. Bu şişlik başlarda küçük olsa da zamanla büyüyebilir. Böyle bir durumda doktora başvurulmalıdır, cerrahi müdahale gerekebilir.

Yenidoğan Sarılığı

Yenidoğan bebeklerde sarılık, gözlerde ve ciltte sararma şeklinde ortaya çıkar. Yenidoğanda sarılık hastalığına sebep olan bilirubin (karaciğer tarafından üretilen sarı renkli sıvı), bebek 3 ila 7 günlük olduğu süre boyunca en yüksek seviyeye ulaşır. Bu yüzden o dönemde bebeğin doktor tarafından kontrolü önemlidir.

Sağlıklı, zamanında doğmuş bebeklerin %60’ında, erken doğan bebeklerin %80’inde sarılık görülür. Sarılık görüldüğü an doktora başvurulmalıdır. Birkaç hafta kadar sürebilecek bu hastalık, fiziksel muayene ve laboratuvar testleriyle takip edilir. Yenidoğan bebeklerde görülen sarılıkların çoğu tedavi gerektirmeyen (fizyolojik) sarılıktır. Bebeğin hafif sarılık geçirdiği belirlenirse herhangi bir tedavi uygulanması gerekmez. Bu dönemde annenin bol sıvı alıp bebeğini sık emzirmeye devam etmesi önemlidir.

Doğumu takiben ilk 24 saat içinde görülen sarılık her zaman hastalık kaynaklıdır. Uzamış sarılık (14 günden daha uzun süren) ve şiddetli sarılık gibi durumlar yine hastalık göstergesidir. Bu vakaların hastanede kalması gerekebilir.

Halk arasında uygulanan yüze sarı tülbent örtmek gibi yöntemler yararsız olduğu gibi bebeğin sarılığının fark edilmesine de engel olabilir.

Burun Tıkanıklığı Nedir ve Nasıl Düzelir?

Yenidoğanlarda burun tıkanıklığı başka herhangi bir hastalık belirtisi olmaksızın da görülebilir. Bununla birlikte iki taraflı burun tıkanıklığı ve hırıltı, üst solunum yolu enfeksiyonu, reflü, travma, inek sütü ve soya protein allerjilerine bağlı burun mukozası ödemi sonucunda da sık görülmektedir.

Burun tıkanıklığı olan bebeklerde hırıltı, gürültülü solunum, berrak veya koyu kıvamda akıntı olması en sık rastlanan yakınmalardır.

Bebeğinin rahat solumasını sağlamak için burnu açmak, tedavinin esas amacıdır.

Serum fizyolojik, yenidoğan bebeklerde burun tıkanıklığına iyi gelir. Damla ya da sprey şeklinde eczanelerde bulabilirsiniz.

Bunun dışında herhangi bir ürün ya da ilacı doktorunuza danışmadan kullanmayın. Tıbbi ürünler, bitkisel ürünler ya da ilaçlar bebeğinizde alerji ya da travma nedeniyle bebeğinize zarar verebilir. Burunda ödem oluşturarak tıkanmayı arttırabilir.

Soğuk Algınlığı

Bebeklerde nezle (soğuk algınlığı) en sık görülen hastalıklardandır.

Soğuk algınlığı; en çok hastalığa yakalanan birinin öksürmesi, aksırması veya konuşması ile havaya yaydığı virüs taşıyan damlacıklarla bulaşır. Çocuk bu damlacıkları içine çeker ve hastalığa yakalanır.

Kreşe giden çocuklar da bu nedenle sık sık soğuk algınlığına yakalanır.

Başka bir bulaşma yolu el temasıdır. Bazı virüsler yüzeyler üzerinde birkaç saat yaşayabilirler. Dolayısıyla mikrop bulaşmış oyuncaklar da enfeksiyon kaynağı olabilir. Hastalığın yayılmasını ve evdekilere bulaşmasını önlemek için birbirinizin eşyalarını kullanmamalı, ellerinizi sık sık yıkamalı, birbirinizi öpmemelisiniz.

Çocuk bir virüsü kaptıktan sonra genellikle o virüse karşı bağışıklık kazanır. Ama soğuk algınlığına neden olan virüs sayısı çok fazladır. Bu yüzden yılda birkaç kez soğuk algınlığı geçirilebilir.

Çocuklarda ve bebeklerde soğuk algınlığı nasıl anlaşılır?

  • Burun tıkanıklığı ya da akması,
  • Hapşırık,
  • Vücut ısısında artış (ateş nadiren 38,5 dereceyi geçer ve 3 günden uzun sürer),
  • Öksürük
  • Boğaz ağrısı,
  • Kas ağrısı,
  • Hafif halsizlik,
  • Gözlerde kızarıklık,
  • Sesin boğuklaşması, çocuklarda soğuk algınlığı belirtilerindendir.

 Çocuklarda ve bebeklerde soğuk algınlığına ne iyi gelir?

  • Bebeğinizi emziriyorsanız hastalık sırasında da emzirmeye devam etmelisiniz.
  • Çocuğu sıvı gıdalarla beslemelisiniz.
  • Burun akıntısı koyu kıvamlıysa tuzlu burun damlası ya da tuzlu burun spreyi kullanabilirsiniz. Yemek saatinden ve yatmadan 15-20 dk önce her iki burun deliğine uygulamayı yapmak gerekir.
  • Soğuk algınlığı düzelmiyor, şikayetler giderek artıyorsa doktorunuza başvurun.

Bebeklerde Grip Nedir?

Grip, üst solunum yollarını etkileyen viral bir sonbahar ve kış hastalığıdır. Çoğu zaman soğuk algınlığı ile karıştırılır, ancak grip, soğuk algınlığına göre daha ağrılı ve ağır bir hastalıktır.

Çocuklarda ve Bebeklerde Gribin Belirtileri Neler?

  • Ateşin aniden 38 derecenin üstüne çıkması (herkeste ateş olmayabilir),
  • Ürperme-üşüme,
  • Kas ağrıları,
  • Aşırı yorgunluk hissi,
  • Kuru öksürük,
  • Burun akıntısı,
  • Boğaz ağrısı,
  • İshal, mide bulantısı ve kusma.

Grip Neden Önemlidir?

Gribin neden olduğu önemli sorunlar arasında kulak iltihabını ve zatürreeyi sayabiliriz. Her ikisi de doktor tedavisi gerektirir.

Gribin Bulaşma Süresi Ne Kadardır?

Grip enfeksiyonu, bebeğin hastalanmasından 1-2 gün önce ve hastalığı sırasında bulaşıcıdır.

Çocuğunuz Grip Olduğunda Ne Yapmalısınız?

  • Vücut ısısını 3-4 saatte bir kontrol edin. Ateşi 36 saat içinde düşmezse doktora başvurun.
  • Çocuğu yatırın, dinlenmesini sağlayın.
  • Çocuğun yemek yemesi için zorlamayın ama mümkün olduğunca sıvı gıdalarla beslenmesini sağlayın. Anne sütü alıyorsa sık emzirin.
  • Grip belirtilerinden hemen sonra döküntüler meydana geldiyse başka bir hastalıktan şüphelenip, doktora başvurun.
  • Hastalığın yayılmasını ve evdekilere bulaşmasını önlemek için birbirinizin eşyalarını kullanmayın, ellerinizi sık sık yıkayın, birbirinizi öpmeyin.
  • Çocuğa doktorunuza danışmadan ilaç başlamayın.
  • Aspirin kesinlikle vermeyin.

Grip Tedavisinde Bir Numaralı İlaç; Anne Sütüdür!

Çünkü anne sütü hastalıklara karşı antikor üretir, bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu nedenle emzirilen bebekler, gribi çok daha hafif atlatır.

Bebeklerde Hıçkırık Nedir? Nasıl Geçer?

Küçük bebeklerde hıçkırık sık rastlanan bir durumdur. Endişe edilmesi gereken bir durum değildir. Bunun sebebi midenin hızlı büyümesi ve hıçkırığa yol açan siniri uyarmasıdır. Yeni doğan bebeklerde hıçkırıkların en çok arttığı zaman beslenme sonrasıdır. Gazın iyi çıkarılmaması, hava yutulması, ani sıcaklık değişikliği ve heyecanlanma gibi durumlar bebeklerde hıçkırığa yol açabilir.

Bebeklerde hıçkırık tutmasına en iyi gelen şey, emzirmektir. Çocuklar gün içinde sık sık, çok acıkmadan emzirilmelidir. Aşırı acıkan bebekler emzirme sırasında hava yutmaktadır.

Anne karnında bebeğin 4. ayıyla başlayan hıçkırık, özellikle doğumdan sonraki ilk aylarda sıklıkla ve sonrasında 1 yaşa kadar zaman zaman görülür. Hıçkıran bebeği dik tutmak gerekir. Bebeğinizi emzirmenize rağmen hıçkırmaya devam ederse, sırtını belli bir süre dik tutarak kucağınızda sallamanız faydalı olabilir.

Bebeğim Sürekli Ağlıyor Nedeni Ne Olabilir?

Bebekler sadece acıktıkları ya da annelerinin sütü yetmediği için ağlamazlar. Bebeklerin ağlamalarına neden olabilecek çeşitli durumlar vardır:

  • Rahatsızlık (bebeğin bezinin pis olması, sıcak veya soğuk ortam)
  • Yorgunluk (fazla ziyaretçi)
  • Hastalık ya da ağrı
  • Açlık (yeterli süt alamama, büyümenin hızlanması)
  • Annenin aldığı ilaçlar, gıdalar, kola, kahve, çay, sigara, bazı yemekler (aromatik, baharatlı, gaz yapıcı vb), bazen inek sütü
  • Memede süt fazlalığı
  • Nedensiz ağlama (kolik)
  • Hipertermi (bebeğin çok giydirilmesi sonucunda oluşan vücut ısısında artış)
  • Annede meme ve meme başı sorunları
  • Bebekte memeyi kavrama, emme bozukluğu
  • Huzursuzluk (anneden ayrılma, yer değişikliği, bakıcı değişikliği vb)

Özellikle büyümenin hızlanmasına bağlı olarak bebeğin artan ihtiyaçları karşılanamazsa, bebekler bir ifade şekli olarak ağlayabilirler.  Bebek 2 haftalıkken, 5 haftalıkken ve 3 aylıkken bu durum sıklıkla gözlenebilir.  Bu durumda da daha sık emzirme en iyi çözümdür.

Bazı bebekler ise, diğerlerinden çok ağlarlar, daha fazla kucağa alınmak ve taşınmak isterler.

Ateş

Ateş vücudun genel savunma amaçlı cevabıdır. 37,5 ˚C üstü hafif ateş, 38˚C üstü ateştir. Yeni doğmuş bebeklerde ateş, vücudun su kaybetmesi ya da sıcak iklimlerde bebeğin sıcakta fazla kalması dolayısıyla da ortaya çıkar.

Ateş Nasıl Ölçülebilir?

Koltuk altı ya da kulaktan ölçüm tercih edilir.

Anal yoldan (makattan) ateş ölçümü tercih edilmez.

Koltuk altından ateş ölçebilmek için, derecenin ucu bebeğin koltukaltına yerleştirilir. Bebeğin koltuk altı kuru olmalıdır ve derece konduktan sonra 4-5 dakika kadar koltuk altı kapalı tutulmalıdır.

Civalı termometre kullanılmamalıdır.

Kolik

Ağlamanın belli bir şekli yoktur. Günün belli saatlerinde, özellikle akşamları ağlar. Karnı ağrıyormuş gibi ayaklarını karnına çekerler. Emmek istiyormuş gibi görünebilir ama bebeği rahatlatmak zordur. Aşırı bağırsak hareketleri ve gaz olabilir. Bu tür ağlamalar bebek doğduktan sonra üçüncü haftada başlar ve 3.aydan sonra azalır.

İnfantil Kolik-Bebekte Kolik Ağrı Nedir?

Süt çocukluğu döneminin en sık rastlanan rahatsızlığıdır. Gelişimi normal olan, sağlıklı 0-3 aylık bebeklerde görülen, en az üç hafta, haftada üç günden, günde üç saatten fazla süren, başka bir nedenle açıklanamayan biçimde huzursuzluk ve ağlamaların olduğu tablodur. Tüm bebeklerin yaklaşık %10-40'ında görülür, ağlama nöbetleri özellikle öğleden sonra ve akşam saatlerinde olur. Bebeklerin %47'sinde belirtiler üç ay içerisinde kaybolurken, %41'inde altıncı aya kadar, geriye kalanlarda ise 12. Aya kadar sürmektedir.

Koliğin Belirtileri Nelerdir?

  • Gaz çıkarma
  • Huzursuzluk
  • Sıkılı yumruklar
  • Yüzü buruşturma
  • Şiddetli ağlama
  • Kırmızı yüz
  • Tiz ses
  • Ayakları karına çekme

Bebekte Kolik Ağrı Nasıl Azaltılabilir?

Tek başına anne sütü ile beslenen bebeklerde anne sütü başlıca koruyucu faktör olup diyet değişikliği yapmaya gerek yoktur. Bebeğin beslenme sırasında hava yutmasını ve gaz şikayetlerini önlemek için emzirilen bebeklerin meme başının büyük kısmını kavrayacak şekilde emmesi gerekir. Her beslenmeden sonra bebeğin gazını çıkarmaya özen gösterilmelidir.

Emziren anne beslenmesine özen göstermeli, lahana, karnabahar, brokoli, soğan, baharatlı yiyecekler, kuru fasulye, nohut, barbunya ve benzeri bebekte gaz yapabilecek gıdalardan uzak durmalı ve gazlı içecekler, sigara, alkol tüketmemelidir.

Bebeklere saç kurutucu, elektrik süpürgesi gibi değişik frekanslı seslerin dinletilmesi kolik sancının azaltılmasında etkili olabilmektedir. Bu sesler anne karnındaki seslere benzerlik gösterir ve bebeklerin sakinleşmesine yardımcı olabilir.

Masaj uygulaması bebeği rahatlatabilir. Bebek ağladığında erken yanıt verme, aşırı uyarıdan kaçınma, göz teması kurma ve gerektiğinde kucağa alma gibi davranış değişiklikleri de olumlu yanıt verebilir.

Kolik ağrılarını azaltmak için doktorunuzun önermediği bitki çayları ya da ilaçları kullanmayın. Bunlar bebeğinize zarar verebilir.


Bu kategoride ürün bulunamadı.